|
Yazar Kenan HAZAR
|
|
Salı, 06 Ekim 2009 16:27 |
|
‘’ILGAZ SEN ANADOLU’NUN EN YÜCE DAĞISIN’’
Ilgaz Dağı zirve faaliyeti benim için ilkler faaliyeti de oldu diyebilirim. Öncelikle ilk kamp deneyimim ve ilk zirve tırmanışım oldu. Bu nedenle de faaliyete hazırlık aşamasında merak ve heyecan içerisinde olduğumu söylemeliyim. Cuma akşamı Kenan abilerin evinde malzeme dağılımı ve ön bilgi almak için toplandık. Tabii bir tek bilgi ve malzeme almadık, yedik içtik sohbet ettik. Ayrıca misafir perverlikleri için çok teşekkürler. Daha sonra sabah 07:00 ‘de buluşmak üzere ayrıldık.
Sabah Kamil abi öncelikle beni aldı. Daha sonra Ercan ve Soner’i de aldıktan sonra Kenan abilerin evinin önünde buluştuk. Tufan bey ve Hasibe hanımda İstanbul’dan gelmişler hazır durumdaydılar. Ve hareket zamanı. İlk molamızı Gerede’de verdik. orada çorbalarımızı içtik ve serpme kahvaltımızı yedik. Yola devam. Ilgaz ilçesine ulaştığımızda meydandaki kahvehanede çaylarımızı içtik ve pazara alışveriş için girdik. Sebze ve meyvelerimizi aldıktan sonra marketten de alacaklarımızı aldık. Son olarak fırından taze taze ekmeklerimi aldık. ( Tabi laf aramızda bu arada marketten aldığımız suyu unuttuğumuzu kamp alanına ulaşınca fark ettik) Yaklaşık molalarda dahil 5 saatlik yolculuk sonunda kamp alanına ulaştık. Çadırlar kurulurken benimde çadır nasıl kurulur bilgileri alma fırsatım oldu. Çadırlarımız kuruldu, kocaman bir ateş yakıldı. Yemek yaptık özellikle tarhana çorbası, bol acılı. Hep birlikte yemeğimizi yedik. Ateş başında çaylarımızı içtik, Tülay ablanın evde hazırlayıp getirdiği kavrulmuş fındıklarımızı yedik. Yediklerimizi hazmetmek için ay ışığı altında küçük bir gece yürüyüşümüzü de yaptık. Arkadaşlarımız çok güzel fotolar aldı ay ışığında. Ateş başına yeniden döndüğümüzde Kenan abimizin topladığı mantarları közde pişirdik, mantarların üstüne de kaşar peyniri, ohhhhh süperlerdi. Bazı arkadaşlarımız yemeye cesaret edemedi. Onlarda soğan ve sarımsak közlediler. Çok güzel bir geceydi. Akşam 22:00 civarlarında yattık. Sabah Kenan abinin kalk komutuyla uyandık... Tamam belki hemen uyanmamış olabiliriz. Ateşimiz biz kalktığımızda çok güzel yanıyordu. Tabi Kenan ve Kamil abiler sayesinde. Kahvaltımızı da yaptıktan sonra çadırlarımızı ve eşyalarımızı toplayıp araçlara koyduk. Sonrasında 08:45 civarlarında yürüyüşümüze başladık. Hava meteoroloji raporlarına göre yağışlı gösteriyordu ama çok şükür yağmur falan yağmadı. Aksine süperdi hava, çok açıktı, gece de gündüz de. Öncelikle kamp alanımızdan gördüğümüz Küçük Hacet tepesini bir çok dağcının Büyük Hacet diye tırmandığını öğrendik. Orayı görünce 3, 4 saatte tamamlanacak bir yürüyüş olacağını düşündüm. Yürüyüşümüze ağaçlık alandan başladık. Ağaçlık alandan çıkınca muhteşem manzaralar dizesi önümüze serildi. Küçük Hacet tepesinin eteklerinden yürüyüşümüze devam ettiğimizde nihayet zirveyi uzaktan karşımızda görebildik. Eğimli ve ağaçsız bir arazi yapısı olduğu için her bir köşeden bambaşka manzaralar seyretme şansı bulduk. Zirvenin en tepesine kadar yol açmışlar, ama ne amaçla yapmışlar bunu bilemedik. Fakat biz yolu kullanmadan S’ler çizerek dik çıktık zirveye. Manzara tarif edilemez , muhteşemmmmm. İnişimizi zirvenin farklı yerinden gerçekleştirdik. Su olan bir yerde öğle yemeğimizi yedik. Dönüş yolculuğumuzda bu kez Küçük Hacet’in ters tarafındaki eteklerinden ilerledik. Kamp alanımıza ortalama 1 saat kala hava kararmaya başladı. Bir süre gece yol almak durumunda kaldık. Dolunay altında bunu da yaşamak ayrı bir güzeldi tabi. Saat 19:15 civarlarında yürüyüşümüzü tamamladık. Kamp alanımızı yürüyüşe başlamadan topladığımız için herhangi bir sorun ve telaş yaşamadan araçlarımıza bindik ve dönüş yolculuğumuza başladık. Akşam yemeğimizi Ilgaz ilçesinde pide yiyerek yaptıktan sonra benim için uyuyarak geri dönüş yolculuğumuz tamamlanmış oldu.
Rahime GÜREL
Bu makaleyi tavsiye et...
Bu kategoride yeni haberler:
Bu kategoride önceki haberler:
|
|
Salı, 06 Ekim 2009 16:51 tarihinde güncellendi |